Первая страница
Наша команда
Контакты
О нас

    Главная страница


Ахнаф харисов




страница26/35
Дата12.01.2017
Размер6.76 Mb.
ТипСборник
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   35

3. Edebi Kişiliği

Çocukluğundan itibaren kendisini edebiyat alanında en çok etkileyen yazarın Tukay olduğunu söyler. Tukay’ın “Ana Dil” adlı şiirini defalarca, heyecanla okuduğunu belirtir. Tukay sayesinde memleketinin pek çok masal, hikâye ve manilerini tanıyan Epselemov, hayat yolunu seçmesinde Tukay’ın rolünün çok büyük olduğunu söyler. Onun eserlerinde yarattığı tipler halk arasından kişilerdir. Bunda Tukay’ın etkisini görmek mümkündür.

Georgiy haçıyla ödüllendirilen, dayısı İbrahim’in 1. Dünya Savaşında gösterdiği kahramanlıkları anlatması da ilk edebi çalışmalarına ilham kaynağı olmuştur. (Absalyamova: 2006)

Edebiyat enstitüsünde okurken şiire merak sarmıştır. Kendisinin yayımlanan ilk şiiri, arkadaşı Musa Celil’in editörlüğündeki “Oktyabr (Ekim) Balası” olmuştur. 1937 yılında Sovyet Edebiyatı dergisinde “Mahinur” adlı hikâyesi yayımlanınca arkadaşı Musa Celil “İki Epselem” adlı bir eleştiri şiiri yazmış ve Epselemov’un tanınmasını sağlamıştır.

Edebiyat enstitüsünde öğrenci iken oldukça fazla eser vermiştir. Bu eserler:

Mahinur Hikâyesi, 1937; İlk Kadın Seçmen Hikâyesi, 1938; Geçmişte Hikâyesi, 1938; Saadet Güneşi Hikâyesi, 1939; Kahramanlık Hikâyesi, 1939; Geleceğimiz Piyesi, çeşitli makaleler, eleştiriler ve derlemeler.

Bu hikâyeleri “Saadet Güneşi” adlı hikâye kitabında toplanmıştır. (Absalyamova: 2011)

Savaş yıllarında cephede uzun zaman geçiren Epselemov, önceleri edebiyat için zaman olmadığını söylese de yine de daha sonraları edebiyattan uzak kalamamıştır. Karelya Ormanlarında edebiyat için kendisinde eksik olan şeyleri tamamladığını söyleyen Epselemov, savaş gazeteciliği sayesinde birçok insanla birlikte olduğunu ve onları tanıma imkânı bulduğunu ifade eder.

Epselemov’un gerçek edebi faaliyetleri “Kuzey Işıkları” ve “Savaş Hakkında Hikâyeler” kitaplarında başlar. Bu kitapları, savaş yıllarında yazmış olduğu “Kartal Nesli, Ölümden Güçlü, Kahramanlık Taşı Deler, Dört Kahraman, Çavuş İlyasof, Kısa Dalgada” adlı hikâyeleri oluşturur. Ayrıca savaş yıllarında birçok makale de yazmıştır. Bu hikâyeler kendisinin ileride yazacak olduğu “Gazinur, Altın Yıldız (Kartal Yavruları), Ebedi İnsan” gibi büyük eserlere ilham kaynağı olmuştur.

Altın Yıldız 1948 yılında tamamlanmış, 1949 yılında Sovyet Edebiyatı dergisinde yayımlanmıştır. Tataristan Kitap Neşriyatı tarafından ilk etapta 5000 adet basılmıştır. Kitap, okurların büyük bir ilgisini görmüş, 1952-1953 yılları arasında altı kez Tatarca ve Rusça olarak yayımlanmıştır. Bundan başka; Rumen, Uygur, Ukrayna, Polonya ve Özbek dillerine de çevrilmiştir. (Absalyamova: 2006)

Daha sonraları Epselemov, savaş konusundan uzaklaşarak işçiler hakkında roman yazmayı planlamıştır. Bunu yapmak yazar için pek de zor olmamıştır. Moskova fabrikalarında geçirdiği günlerde edindiği birikim kendisine yeterince yardımcı olmuştur. Bununla ilgili olarak da “Sönmeyen Ateş” romanını yazmıştır.

Eser, Tatar halkı tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmış ve Kazan’daki Lenin Devlet Kütüphanesine her kitaptan on adet alınırken bu yoğun ilgi neticesinde “Sönmeyen Ateş” romanından yirmi altı tane daha alınmıştır. Buna rağmen yine de insanlar günlerce sıra beklemek zorunda kalmıştır. Bu roman Epselemov’a Tukay ödülünü kazandırmıştır. (Absalyamova: 2006)

Tatarlar tarafından bu kadar ilgi görmesini, halkın onun eserlerinde kendi hayatını bulmuş olması olabilir. Çünkü yazar eserlerinde daima halka yer vermiş, kahramanlarının kişiliklerini ve duygularını çok güzel bir biçimde işlemiştir.

Epselemov’un edebiyatına yön veren bir başka etkense hastane günleri olmuştur. Geçirdiği kalp krizleri ve ciddi rahatsızlıklarından dolayı hastanelerde uzunca bir zaman geçirmiştir. Hastanede yattığı günlerde de –yasak olmasına rağmen- edebiyatı hiç bırakmamıştır. Onun en ünlü romanı olan “Beyaz Çiçekler” üçüncü kez hastaneye yatmasının ardından tamamlanmıştır. Bu eserinde yazar tıp insanlarını bir aşk hikâyesi etrafında konu edinmiştir. (Absalyamova: 2006)

Bugün bir Tatar’a Epselemov’u sorduğunuzda ilk aklına gelen “Beyaz Çiçekler” romanı oluyor. Edebiyatla ilgisi olan her Tatar Gülşehide ve Mansur’un aşk hikâyesini bilmektedir. Belki edebiyatının ustalık eseri olduğundan, belki de aşk konusunu gerçek insanlar üzerinden anlatmasından böyle olsa gerek, bu roman, yazarın bugün de tanınmasını sağlamıştır.

Gabdrahman Epselemov, gerek kişiliğiyle gerekse kalemiyle Tatar Edebiyatının önemli isimlerinden biri olmayı başarmıştır. Köyde büyüyüp ardından Moskova fabrikalarında çalışması onun kişiliğinin ve edebiyatının halkçı bir çerçeveye yerleşmesini sağlamış ve eserlerindeki karakterleri yaratmasında ona fazlaca yardımcı olmuştur. Ardından 2. Dünya Savaşında cephede geçirdiği günler ona kendi deyimiyle, edebiyatında eksik olan şeyi, vermiştir. (Absalyamova: 2006) Cephede ve savaştan dönünce yazmış olduğu eserler askerlik ve kahramanlık konularıyla ilişkilidir. Ancak askerler onun çevresindeki insanlardan doğmuş oldukları için hepsi çok iyi oturmuş karakterlerdir. Özellikle cephedeki gazeteciliği sırasında bir çok insanla haşır neşir olması bunda önemli bir etkendir.

Evlendikten sonra onun ciddi bir biçimde aşk konularını işlemeye başladığını ve bu konuda da oldukça başarılı olduğunu görmekteyiz. Bunda en önemli etkeninse, bir aşk evliliği yapmış olduğu, eşi Mahinur Hanım olduğunu söyleyebiliriz. Mahinur Hanım da eşinin ölümünden sonra hiç evlenmemiş ve kendisine talip olanlara “Altını bakıra değişmem!” (Absalyamova: 2006) cevabıyla eşine olan sevgisini ortaya koymuştur. Mahinur Hanım 2003 yılında Kazan’da vefat etmiştir.

Bugün, eşi Mahinur ve oğlu Bulat’la Kazan Mezarlığında yan yana yatmaktadır. Kendisi için mezarına bir de kitabe yazılmıştır.

Doğumunun yüzüncü yılında Kazan’da ve Moskova’da çeşitli etkinliklerle anılmıştır. Moskova’daki toplantıya yazarın ailesi, arkadaşı Musa Celil’in kızı Çulpan ve birçok önemli isim katılmıştır. Yazarın torunu Albina Absalyamova da dedesi hakkında yazdığı “Asla Söndürmeyeceğiz” adlı kitabı tanıtmıştır. (www.kazantime.com: 25.12.2011)

4.Zeŋger Kıya Hikâyesinin Üslup İncelemesi

Zeŋger Kıya hikâyesi, Gabdrahman Epselemov’un 1944 yılında, yani savaş yıllarında, yazdığı bir hikâyedir. Kendisinin savaş gazeteciliği yaptığı dönemlere denk gelen bu tarih, yer ve olaylar açısından bakıldığında yazarın etraftan öğrendiği haberlerden yola çıktığı sonucunu bize vermektedir. Kendi başından geçen bir olay olmadığı ise açıktır. Çünkü Epselemov, özgeçmişinde Barents Denizi’nde bulunduğundan bahsetmemiştir.

Yazar, hikâyenin başında (Çın ekiyetten tuganda) ifadesiyle bu hikâyenin gerçek bir hikâyeden yola çıkarak oluşturulduğunu ifade etmiştir. Hikâye, bir grup Sovyet askerinin Barents Denizi’nde bulunan Zeŋger Kıya adlı yeri Almanlardan geri alışını anlatmaktadır. Hikâyeyi ilginç bir hale getirense Mostafa ve Tahir adlı iki askerin sevdikleri kızların adlarının Gölbeder oluşundan dolayı ortaya çıkan karışıklıktır. Sevdiği kız öldürülen Mostafa, Gölbeder’i hayalinde yaşatabilmek için sürekli onunla ilgili hikâyeler anlatmaktadır. Tahir de Mostafa’nın kendisine yönelik olarak sürekli Gölbeder ismini kullandığını zanneder. Zeŋger Kıya düşmandan kahramanca geri alınınca Mostafa bu hikâyeleri neden anlattığını açıklar. Tahir de işin aslını o zaman anlar ve o da sevdiği kızın adının Gölbeder olduğunu açıklar. Hikâye böylece sona erer.

Yazarımız hikâyeyi, kahramanlıkları ve vatan sevgisini ön plana çıkararak anlatmıştır. Gölbeder karakterinden yola çıkarak da vatan toprağını namus kavramıyla özdeşleştirmiştir. Mostafa, begrém, yégét bul, biréşme! Sin bit miném öçén üç alıp bétérmedéŋ elé. Zeŋger Kıya doşman kulında…” Gölbeder’in aracılığıyla bu mesajı vermiştir.

Hikâyede toplam 2435 sözcük vardır. Bunlar 931 ayrı sözcükten oluşmaktadır. Bu sözcüklerin türlerine göre sayıları şu şekildedir:

951 isim, 465 fiil, 406 zarf, 278 sıfat, 161 zamir, 80 bağlaç ve 74 edat.

Yazarın isim türünü büyük bir sıklıkla kullandığı görülmektedir. 341 ayrı sözcük isim kadrosunu oluşturmaktadır.

İsimlerin içerisinde Rusça ve diğer batı dillerinden alıntı sözcükler fazla olsa da bunlar askerlikle ilgili sözcüklerdir. Mina (mayın), yéfréytor (uzman çavuş), zémlyanka (zeminlik), armiye (ordu), avtomat (makineli tüfek), tranşiya (siper), sténa (ateş noktası), rakéta (roket)

Bunların yanı sıra sékund (saniye), minut (dakika) da kullanılan batı kaynaklı sözcüklerdir.

Metinde özel isimler oldukça tekrarlanmaktadır. Bunun en büyük sebebiyse hikâyenin üçüncü kişinin ağzından anlatılmasıdır. “Mostafa Şahimoratov Zeŋger Kıya turındagı gaceyép ekiyetén söylep bétére almadı.” “─ Kotoçkıç davıl,─ didé Tahir.” gibi ifadeler metnin geneline hâkimdir. Hikâyede şu özel isimler kullanılmıştır:

Mostafa 41, Gölbeder 24, Tahir 24, Zeŋger Kıya 15, Vadim 10, Gaynullin 8, Şahimoratov 6, İdél 5, Alékséyév 3, Barénts 2, Stalingrad 2, Rıbaçiy 2, Mostay 1, Orlov 1, Çérnomor 1

Hikâyede Mostafa ve Tahir’in sevdikleri kız olan Gölbeder’i sürekli olarak yinelemeleri ve metindeki asıl olay olan Zeŋger Kıya’nın geri alınışının bu özel isimlerin sayılarının artmasına etkisi büyüktür.

Diğer isimleri incelediğimizde -kıya 54, yégét 18, diŋgéz 17, néméts 17, küz 16, taş 15, öst 13, ara 12, sugış 11, éç 11, kul 10, kız 10, ekiyet 9, baş 9, ut 8, şel 8- isimlerini görmekteyiz. En fazla tekrar eden kıya (kaya) sözcüğünün hem hikâyedeki yer olan Zeŋger Kıya’yı ifade ettiği gibi hem de çıkarma yapılan yerdeki kayalıklar için de sıkça kullanılmıştır. yégét (yiğit) sözcüğü de oradaki askerler için kullanılmıştır. Bu bakımdan da askerlerin ön plana çıkarılmaya çalışıldığı söylenebilir. diŋgéz sözcüğü ise yine coğrafyayı ve çıkarmayı anlatırken kullanılmıştır. Almanlardan da çoğunlukla néméts ifadesiyle bahsedilmiştir. Almanlardan ayrıca fritz ve faşistler olarak da bahsedilmiş ancak bunların sayısı ikişer taneyle sınırlı kalmıştır.

İsimlerden sonra sıklığı en yüksek türün fiiller olduğunu görüyoruz. 175 ayrı sözcük fiil kadrosunu oluşturmaktadır. Yazar, bir savaşı anlattığı için fiillere önem vermiştir. Bu fiillerden en fazla kullanılanlar: (i- 43, di- 19, bul- 19, başla- 17, al- 16, kit- 15, kara- 12, bar- 11, kıçkır- 11, çık- 11, kal- 10, kürén- 8, ürmele- 7) olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yardımcı fiil olan i-‘nin karşımıza çokça çıkmasının sebebi, yazarın kahramanların durumunu bize sıkça verdiğini göstermektedir. “Mostafa üzénéŋ kaygısın bérevge de söylegené yuk idé elé.” “…köyme bér tüben töşe, bér yugarı küteréle idé.” gibi örnekler metnin içinde sıkça yer almaktadır. Bunun yanı sıra di- ve bul- fiilleri de yine yazarın anlatımından ötürü karşımıza çıkıyor. Diğer fiiller ise sıklıkları yüksek olmamasına karşın çeşitlilikleriyle oradaki savaşı bize her yönüyle aksettirmektedir.

Yazar, hikâyesini anlatırken zarflara büyük bir önem vermiştir. Zarf sayısı neredeyse fiillere yakındır. 220 ayrı sözcük metindeki zarfları oluşturmaktadır. Bu çeşitlilik fiillerin çeşitliliğinden daha fazladır. Bu bakımdan da diyebiliriz ki yazar, fiilden çok fiili ya da fiil soylu sözcükleri betimlemeyi tercih etmiştir.

Zarfların içerisinde en sık karşımıza çıkanlar şunlardır: (dip 24, bulıp 13, yugarı 13, bik 12, kilép 7, indé 6, annarı 6)

Bu sayılarda da görüleceği üzere hikâyenin üçüncü kişi tarafından anlatılmasının sıklığa etkisi olmuştur. En fazla kullanılan “dip” yazarın kahramanların konuşmalarını aktarırken kullandığı bir zarftır. ” ─ Ni karıysıŋ, bas miném cilkeme! ─ dip kıçkırdı Tahir.” “─ Némétslar?! ─ dip kaytarıp soradı Tahir.” gibi örneklerde bu görülmektedir.

Diğer zarflara baktığımızda ise savaşın anlatımında yer-yön, zaman, miktar ve durum bildirerek oradaki havanın bize hissettirilmek istendiği düşünülebilir.

Hikâyede kullanılan sıfatlara bakacak olursak 148 ayrı sözcük kullanıldığı görülmektedir. Sıfatların sıklık derecesi yüksek olanları ise şöyledir: (bér 24, bu 13,zeŋger 10, şul 5, digen 4, iké 4, köçlé 4, matur 4, salkın 4) Bu sıfatlardan “zeŋger” hem mavi kayayı hem de Gölbeder’in mavi şalını betimlerken çıkmaktadır. Diğer sıfatlarda ise sayı ve işaret sıfatlarının sıklığının fazlalığı görülmektedir.

Hikâyede 17 ayrı sözcük zamir olarak kullanılmıştır. zamirler içerisinde sıklığı en yüksek olanlar şöyledir: (ul 47, min 20, üz 13, béz 10) metinde 3. tekil ve 1.tekil olarak kullanılan zamirler anlatım gereği karşımıza çıkmaktadır.

Hikâyedeki edatlar 12 ayrı sözcükle oluşturulmuştur. Bunların sıklığı yüksek olanları şöyledir: (bélen 21, öçén 13, kébék 12, gına 7, géne 6) bu edatlar içerisindeki “bélen” birlikteliği ön plana çıkarmaktadır. "kébék” ise betimlemelerde karşımıza çıkmaktadır. Diğer edatlarsa genellikle fiillerin anlamını tamamlamıştır.

Metindeki bağlaçlar 7 ayrı sözcükle oluşturulmuştur. da, de, ta, te bağlacı 57 adetle bağlaçların çoğunu kapsamaktadır. lekin bağlacı 10 kez, e bağlacı ise 7 kez tekrarlanmıştır. Bu durum hikâyenin kısa cümlelerle anlatılmasından kaynaklanmaktadır.

5.Sonuç

Gabdrahman Epselemov, Tatar edebiyatının önemli kalemlerinden biri olmayı başarmış, Sovyet Edebiyatı Dergisinin genel yayın yönetmenliğini ve Kazan milletvekilliği yapmış, dönemin çok satanlar listesine adını yazdırmayı başarmış, bugün bile okunan eserler vermeyi başarmış bir yazardır.

Hareketli bir hayat geçiren Epselemov, döneminin olaylarını ve insanlarını eserlerine yansıtmıştır. Bu yüzden de okuma yazma bilen her Tatar, mutlaka, onun birkaç eserini okumuştur.

Sovyet dönemi Tataristan’ının yetiştirdiği önemli yazarlardan olan Gabdrahman Epselemov ülkemizde pek tanınmamaktadır. Doğumunun yüzüncü yılının ardından onu tanıtabilmek ve üslubu hakkında biraz bilgi verebilmek amacıyla bu çalışmayı yaptık.



Аннотация

«Стиль рассказа «Голубая скала» татарского писателя

Габдрахмана Апсалямова»

Статья посвящена изучению стиля литературного произведения известного татарского писателя Габдрахмана Апсалямова «Голубая скала». Наряду с анализом литературного творчества и биографии писателя, в ней также исследован словарный состав, использование личных имен, терминов, частота употребления слов.

Впервые в турецком литературоведении анализируется творчество Г. Апсалямова.

Kaynakça

1. İsmail Türkoğlu, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatı Antolojisi, 18. Cilt, s. 466, Kültür Bakanlığı, Ankara, 2001

2. Albina Absalyamova, Asla Söndürmeyeceğiz, Kazan, 2011

3. Albina Absalyamova, Uzun Beyaz Geceler, Kazan Dergisi, 2006, No. 4, Kazan



4. www.kazantime.com: 25.12.2011
Л.И. Мамедханова, А.Т. Салимова

АН Республики Азербайджан, Баку



МИНАРЕТЫ АЗЕРБАЙДЖАНА И БАШКИРИИ

Рассматривая проблемы взаимовлияния тюркских культур нельзя не остановиться на архитектуре мечетей и минаретов. Своеобразие зодчества Азербайджана и Башкирии во многом определяется особенностями их географического положения на стыке Европы и Азии, где издавна происходило взаимодействие традиций язычества, тенгрианства, христианства и ислама. На этих землях столетиями сосуществовали кочевой и оседлый образ жизни.

По композиционному построению минареты можно подразделить на:


  1. отдельно стоящие Шамкир, Азерб. XI в.; Хой, Южный Азербайджан, Малый минарет в Болгар, XIVв.; минареты, конструктивно не связанные с мечетью, но установленные недалеко (меч. Мухаммеда, 1078 г., Баку). Минареты Азербайджана имеют кубический или призматический цоколь, который переходит в восьмигранную призму при помощи внешних скосов. Далее следует цилиндрический, слегка сужающийся кверху ствол. Отдельно стоящий минарет мог включаться в тело здания, которое строили позже XVIII в., Джума, 1841 г. - комплекс Сеид Шеликер-бая в Хиве;

  2. встроенные в культовое строение (мечеть из Дворца Ширваншахов, 1441г. Баку; на углу мечети Калян, Бухара, ХII в.) или спереди по центру (мечети IX в. Самарры, ибн Тулуна в Каире, ХII в. - Хасана в Рабате и др.). В основании встроенных минаретов Азербайджана лежит многогранник, цоколь минаретов сложен из камня или обожженного кирпича. Ствол обычно кирпичный, украшенный орнаментальными поясами;

  3. фланкирующие портал культового строения;

  4. с цоколем, встроенным в объем стены, замыкающие фасадную плоскость культового строения мечеть в Нушабаде; Hojateih, Khoy (Иран);

  5. в виде небольшой ротонды «гюльдесте» на крыше (мечеть в Зейеме; шестигранная меч. Тасмаллы, меч. Лелепаша). Минарет в большинстве случаев над геометрическим центром здания. Деревянные минареты - восьмигранные, каменные восьмигранные, цилиндрические или комбинированные.

Анализ планировочных и композиционных особенностей мечетей Азербайджана выявил композиционные отличия памятников по регионам [5, с.282-283]. Минареты северных областей Азербайджана, в частности Апшерона, существенно отличаются от строившихся в южных районах страны. Распространенный в строительстве Ширвана в конце XIII в. тип минаретов представляет собой слегка сужающуюся к верху цилиндрическую башню из камня, в стволе которой вьется винтовая лестница, завершение минарета составляет значительно выступающий шерефэ – балкончик для муэдзина, поддерживаемый поясом сталактитов. Первый минарет этого типа меч. Биби –Эйбат, 1300 г., архитектор Махмуд сын Саада (1281-1282 гг.). Практически все исследователи отмечают сходство минаретов ширвано-апшеронской школы с минаретами Болгара [1, С.43]. Трехчастное членение зданий, несколько приземистые их пропорции, приемы каменной кладки – все это является общим для болгарских и азербайджанских минаретов.

Татартупский минарет на Северном Кавказе имеет такое же строение, но несколько более стройные формы, сложен из комбинации камня и кирпича. Декоративное оформление минарета, использование в облицовке резных кирпичей и изразцов, создание орнаментальных и сталактитовых поясов стилистически связывает его с памятниками Нахичеванской школы Азербайджана. Сходное строение имеют и минареты Малой Азии сельждукского и ранне-османского периодов.

Купольные мечети Крыма представляют собой квадратное помещение молельного зала, перекрытое куполом, которое предваряется прямоугольным тамбуром со сводчатым перекрытием с минаретом в углу здания [2, С.10-11]. Такую же структуру имеют небольшие малоазийские мечети сельджукского и раннеосманского периодов мечеть Ала ал-Дина в Бурсе (1335 г.), Орхан Гази в Билесике, Зеленая мечеть в Изнике (1378 г.).

В Башкортостане мечети небольшие по размерам, большей частью деревянные с одним минаретом. Тип мечети с минаретом на крыше проник в пределы Российской империи в XVIII в. был распространен в башкирском и татарском зодчестве. Так на строительство мечетей в Поволжье в XIX в. был распространен указ от 13 декабря 1817 г. «Об устройстве деревень и церковных зданий», с вступлением в силу которого архитектура мечетей России, была введена в рамки «образцового» строительства. В 1831 г. был разработан образцовый проект и разослан на места. [4]

Мечети с минаретом на крыше с аналогичной планировкой, формами и пропорциями отдельных элементов строились в Оренбургской губернии, Сибири, Белоруссии.



Мечеть в ауле Ашага-Стал. Дагестан. Мечеть в д. Юлуково. Башкирия.

Первые мечети, построенные на территории Башкирии, не сохранились, в источниках упоминаются мечети XVI–XVII вв. [7, С.32-33] В 922 году в столицу Булгарского ханства прибыло посольство багдадского халифа во главе с Ибн Фадланом. Именно этот год считается годом принятия ислама булгарами - тогда Западная Башкирия входила в состав Булгарского ханства, что привело к его распространению и в Башкирии. В Башкирии сформировался тип деревянной мечети: сруб высотой от 2,7 до 4,6 м, с крыльцом с северной стороны и михрабом с южной, покрытый двускатной крышей; михраб с двускатным покрытием [7, С.32-33].

Мечеть в поселке Каргалы (Башкирия, 1790 г.) представляла собой одноэтажный объем с купольной главкой на цилиндрическом барабане над главным залом [3, С. 333] Вход в мечеть был фланкирован двумя минаретами, внешним видом напоминавшими средневековые булгарские. В то же время, в стилевом отношении есть влияние русского барокко середины XVIII в. [3, С.333] 

Мечеть с минаретом на крыше являет собою вариант распространенного в Азербайджане и Средней Азии и ряде других регионов однокамерного типа квартальной мечети. Мечети этого типа, как каменные, так и деревянные, были совершенно однотипны и представляли собой прямоугольное в плане одно-, двухэтажное здание с двускатной крышей, ориентированное с севера на юг. С южного торца примыкал прямоугольный в плане объем михраба.

1.2.3. 4.

5. 6.7.



8.9. 10.

Мечети Азербайджана(XIXв.).

1. Бядоюн. Исмаил. р-н; 2. Аныг. Кусар. р-н. 3. Кедабек. р-н; 4. Ленкорань. ХlХ в. 5.Ашагы Арегит. 1843г. Исмаил. р-н; 6. Зеверо. Лагич, Исмаил. р-н, 7. Мечеть Ардебиль (Губа). 8.Мечеть в Гейчае (1902г.); 9. Джума мечеть. Хачмас; 10. "Джума" в Дашкесан. р-не 

Мечеть Ардебиль (Губа, Азерб.) – построена в 1894 году в этот период в местность переехало около 40 семей из Ардебиля. Внутренняя площадь мечети 13x15м. Мечеть была полностью сожжена. Сохранились сведения, что во время похода Надир-шах посетил мечеть. Мечеть была восстановлена за счет местных верующих. Также вызывает интерес Мечеть в Гейчае (1902 г.) по проекту Зивербека Ахмедбекова (1873-1925 гг.), выпускника Петербургского института гражданских инженеров 1902 года (с 1902 по 1917 гг. работал архитектором в Бакинской губернской администрации, затем и в Бакинской городской управе). Мечеть Зеверо (Лагич, Азерб.) с минаретом высотой 5м. была построена в 1805 году местным сообществом. 

В ряде башкирских аулов Республики Башкортстан, Курганской и Свердловской областей выявлен тип деревянной мечети с минаретом и куполом. Как считает исследователь, отсутствие композиций подобного типа на территории Татарстана, позволяет считать их возникновение именно в среде башкирских зодчих [3, с.333]. Так, мечеть в Нижний Яикбай Баймакского района Башкирии восьмигранный минарет смещен к северному торцу основного объема и расположен над входом [3, С.333]. Мечеть была построена до 1890 г. в 1890 г. производился ремонт здания [6, С.19]. У таких мечетей со стороны входа в соответствии с требованиями сурового климата находятся сени, защищающие от непогоды.

1. 2.

Мечеть 1. в с. Нижний Яикбай Баймак. р-на Башкирии. .2. аул Кулсары Альменев. р-на Курганской обл. 3. Мечеть в ауле Латкай (Казаккул) Альменевского р-на Курганской обл.

В целом, для архитектуры мечетей и минаретов Азербайджана и Башкирии показательны приемы, широко распространенные для мусульманской архитектуры.


Каталог: files
files -> Урок литературы в 7 классе «Калейдоскоп произведений А. С. Пушкина»
files -> Краткая биография Пушкина
files -> Рабочая программа педагога куликовой Ларисы Анатольевны, учитель по литературе в 7 классе Рассмотрено на заседании
files -> Планы семинарских занятий для студентов исторических специальностей Челябинск 2015 ббк т3(2)41. я7 В676
files -> Коровина В. Я., Збарский И. С., Коровин В. И.: Литература: 9кл. Метод советы
files -> Обзор электронных образовательных ресурсов
files -> Внеклассное мероприятие Иван Константинович Айвазовский – выдающийся художник – маринист Цель
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   35

  • 4.Zeŋger Kıya Hikâyesinin Üslup İncelemesi
  • Аннотация «Стиль рассказа «Голубая скала» татарского писателя Габдрахмана Апсалямова»
  • Л.И. Мамедханова, А.Т. Салимова
  • Мечеть в ауле Ашага-Стал. Дагестан. Мечеть в д. Юлуково. Башкирия.
  • Мечеть 1. в с. Нижний Яикбай Баймак. р-на Башкирии. .2. аул Кулсары Альменев. р-на Курганской обл. 3. Мечеть в ауле Латкай (Казаккул) Альменевского р-на Курганской обл.